
Kübra Demiray-Dünya Bülteni / Tarih Servisi
Talat Paşa da Avrupa’da yaşayan tüm İttihat Terakki üyeleri gibi Ermenilerce öldürülmüştür.
Ölümünden bir buçuk ay önce Aubery Herbertkendisiyle bir görüşme yapmış, üç gün süren bu görüşmede Talat Paşa’nın verdiği ayrıntıları değerlendirmiştir.
Aubery Herbert, İngiliz Gizli Haber Alma Servisinde yıllarca çalışmış, bu sürede İstanbulda İngiliz elçiliğinde çalışmaları olmuştur. Bu sürede İttihat ve Terakki liderlerini özellikle Talat Paşa’yı yakından tanımıştır. 1924’te “Ben, Kendim” adlı bir kitap yayınlamış, bu anılarında Talat Paşayla yaptığı görüşmelere de bir bölüm ayırmıştır.
Bu görüşmeden öğrendiğimiz ayrıntılara göre:
Talat Paşa Ateşkes’in ilanından sonra Herbert’e bir mektup gönderir. Ermeni kıyımından sorumlu tutulmaması gerektiğini, bunu kanıtlayabileceğini. Türkiye ile İngiltere arasında iyi ilişkiler kurulması gerektiğini vurgulayarak tarafsız bir ülkede görüşme teklifinde bulunur.
Herbert paşanın mektubuna olumsuz cevap verse de İngiliz gizli polis şefi, Sir Basil Thomsen, bu görüşmenin yapılması gerektiğini kendisine bildirir. Bu kabulle Herbert, Talat Paşa ile 26 Şubat’ta Almanya’da görüşür. Herbert bu görüşmede Paşa için “giyimim düzgün ve özenli ama yoksulluğu göze çarpıyordu” gözlemlerinde bulunur.Verilen bilgilerden Paşa’yla Herbert’in daha önce de Çanakkale’de buluştuklarını öğreniyoruz. Hatta Aubery Herbert, bu buluşmalardaki yer seçimlerinin isabetli olmadığını eleştirirken “Siz Türkler buluşma yeri seçerken çok düşüncesiz davranıyorsunuz. Çakıl taşını kumsalda, çiçeği bahçede saklamak gerekir. Bu ilkeye uyarak kendimizi kalabalıkta eritebileceğimiz bir yerde buluşalım.” diyerek buluşma yerini Duesseldorf olarak belirler.
Buradaki görüşmelerinde Talat Paşa, Ermenilerin yok edilmesine karşı olduğunu, bu tür faaliyetin barbarlık olduğunu ancak bizim hem Almanya’nın hem Ermenilerin hem de İngilizlerin oyununa geldiğimizi vurgular. Özellikle ihtilal günlerimizde, İngiltere’nin Türkiye üzerinde dünya tarihinde görülmemiş baskılarda, hilelerde, buyurganlıklarda bulunduğunu eleştirir. İhtilali gerçekleştiren kendilerinin de, adeta İngiltere’ye taptıklarını da itiraf eder. İttihatçıların ayakta durmak için, kendileriyle(İngilizlerle) dost olduklarını hatta bu dostluk oluşsun diye İttihatçıların muhalifi olan Kamil Paşa’nın sadrazamlığını bile kabul ettiklerini dillendirir. Herbert, “neden ilişkiler düzelmiyor?” diye sorduğunda:
Talat Paşa, Edirne’nin Türkler tarafından geri alınmasının İngiliz prestijinizi yaraladığını, bunun acısını da sonradan çıkarttıklarını bu sebeple dostluğun zorlaştığını vurgular.
Birlikte, savaş sonrasını değerlendirirlerken Talat Paşa, “askersiz bir dünya düşünülemeyeceğini” vurgular. Savaş sırasında müttefikimiz Almanlarla ilişkimizi değerlendirir. Berbat bir ilişki olduğunu, savaşın her iki tarafça kaybedilmesinin daha iyi sonuçlar doğuracağını belirtir. İngiltere’nin kazanmasının Türkiye için paylaşılma; Almanların kazanmasının Türklerin köleleştirilmesi anlamına geleceğini söyler.
Paşa, savaş sonrası bir çok devlet adamıyla görüştüğünü, son siyasi tutumları beğenmediğini özellikle Malta’da tutuklu arkadaşları Eyüp Sabri ve Rahmi Paşaların tutsak edilmelerinden dolayı hükümetlerine öfke dolu olduğunu Herbert ile paylaşır. Talat Paşa “hiçbir ülkeden böyle bir davranış görmediklerini” söylerken “yalnızca her zaman uygarlık ilkelerinden söz ettiğiniz biz zavallı Türklere böyle davranıyorsunuz” der, öfkesini sunar. Herbert bu paylaşımlar sonrasında kendi; “söylediklerinin hepsinin doğru olduğunu ve kendi gibi İngilizlerin bu nedenle büyük utanç duyduklarını, bu hükümetin onların başına Tanrı tarafından gönderilen bir musibet olduğunu” söyler.
Görüşmelerin devamında Talat Paşa ve Herbert, Bolşevikler, Ermeni sorunu, Ortadoğu ve Balkanlar ve barış üzerine konuşurlar.
Talat Paşa, Bolşeviklerden hoşlanmamaktadır. Müslümanlığın ilkeleri ile Bolşevikliğin ilkeleri arasında yapısal çelişki vardır. Ona göre bunlar su ile ateş gibidirler ve bir araya gelemezler. Panislamizm ise sadece, Abdülhamit’in izlediği dar görüşlü bir politikadır.
Herbert, Talat Paşa’ya öldürülmekten korkup korkmadığını sorunca Talat Paşa, “hayatın zaten zor olduğunu bir de ölüm korkusuyla hayatın taşınamayacak bir yük haline geleceğini” söyler. Ancak Herbert, gazetelerdeki yayınlardan sonra Ermenilerin intikam almak istemeleri noktasında Paşa’yı ikaz eder. Paşa oralı olmaz.
Konuşmalar İzmir, Trakya meselesi üzerine gelince Talat Paşa “Türkiye’nin paylaşılmasını hiçbir zaman sağlayamazsınız. İngiltere Türkiye endüstri yönünden birbirinin rakibi değil müşterileridir. Siz bize, ancak müşteri olursunuz. Müşterilerin de dostluktan başka çareleri yoktur” diye görüşmesini bitirir.
Herbert, görüşmeden sonra veda edip ayrıldıklarını herkesin kendi yoluna gittiğini belirtir.
Herbert Talat Paşa ile yaptığı bu görüşmeyi Ben Kendim adlı kitabında bir bölüm halinde anlatmıştır. Kitabın adının Türkçe olmasına karşılık İngilizce’dir.
Herbert için, bilgilere baktığımızda “İmparatorluğun Çöküşü” adlı eserinde Mithat Şükrü Bleda, bu görüşmeyi farklı anlatır. Herbert’ın İngiltere tarafından Paşayı öldürmek için görevlendirildiğini, onun da İngiltere’yi işe karıştırmamak için vurucu güç olarak Ermenileri kullandığını belirtir.





