Bir marangozun ikazı.

Modernetik celeplere inat bütün mesleklerin erbaplarının dikkatlerini celbetmek niyetiyle...


Şimdiki günlerde teknoloji ile işsizlik arasında sıkışmışlığı aşma sakızını çiğniyor dünya. Teknoloji denince şebekeleşmiş, merkezileşmiş, müessir, kendiliğinden (=cereyanı-istihkamı-beslemesi kendinde) şeyler heyulası bahsi açılmış oluyor. Theos + kinetos handiyse. Faal Tanrı emsal adeta. O şeylerin; organik, mekanik, optik, manyetik, elektrik, plazmatik karmaşık-katışık mikrodan makroya çeşitli ölçeklerde ve mürettep müstakil çeşitli düzenekler olduklarını muhavere alanından çıkardılar. Hele bu nefyedilmiş keyfiyetin birinci sahibi insan şahsiyeti ve onun hem emeği hem bilgisi öyle ketmediliyor ki “makina takriri” konuşuluyor.

Bir kısım müstağniyan ve müstekbiran sırf yapabildiği için yapıyor… aslında “kurcalamaları müsbet-menfi birtakım satılabilirlik sonuçları” doğurduğu için devam ettiriyorlar bu furyayı. Çoğunluk için de azmettiği işi değil “tayin edildiği yerin işini” yapmaya koşuşmak düşüyor. Çünkü müstağniyanın “satılabilirlikle müziç sonuçları” satın almaya acıktırılanlardır bunlar.

Sanıldığının aksine ya da zorlamanın aksine. Peki tutarlığın aksine mi! Ne söyleniyorsa çok baskın ya da sık sık şu teknoloji lehine veya aleyhine, onları zanlar yahut cebirler kah zıttında / kah istikametinde mütalaa ededuruyoruz. Diyorum ki oradan ancak ikna çıkar ki, o çıkanlar yarınki zanların yahut zorların tohumlarıdırlar. Biz tutarlığın aksine olanı ifşa etmeliyiz.

Bugün teknoloji heyulası hudutsuz auto-matos. Pervasız fehmiyyenin her şeyde, her yerde, her cisimde her mevcutta iştigal ederekten bir nefse kalbolarak icatta-tecditte ve öğrenmekte-heveslenmekte efaline uğraşılıyor ki allo-matos’u işgal etti edecek handiyse. Teknolojiyi böylesi bir endişenin müsebbibi gören mi var!? Yok. Bir kesimi maddi rehavetlerini kaybetmelerine vesile ve diğer kesimi o rehaveti kabzetmelerine vesile belledikleri yolda teknolojiyi mesele ediyorlar. Tutarsızlık gırla. Mesela… mı? Deniyor ki; “Yazılım kurulduğu yerdeki işlerin içinden insanı kovuyor. Şebeke işletildiği yerdeki insanları tek fonksiyona hapsediyor. O işlerin maliyetini teşkil eden kalemler arasında önceden insana ödenen ücretler yekünü hem miktarı hem fiyatı itibariyle azaldı, yanı sıra tesise ve müessise ödenen ücretler arttı.”.

İşin yapıcıları önceden insandı / işin yapıcıları insandı önceden. Tesis işin yapıldığı yer olmaktan çıktı, işin yapanı mevkiini işgal etti. İşin yapılışından tulu eden yatışmaz yaratışlar sükut etti, yeknesaklık yapışa tamamen yapıştı. Ağacı biçen insan da ağacı biçen tesis de “kesme” fiilini icra ediyor olmasına rağmen kesicileri değişik değişik tasarlayan nice insanın yerini hiç kesicilik yapmayan birkaç insan gasbeder oldu.

Oysa icat ve cihaz kavrayışımız fesada uğradı demelidir. İcat kişinin kendine öğretme arzusunun yani merakın ibrazıdır. Cihaz da şeyi yapma bilgisinin ilanıdır. Bu meyanda tesisin içtitat ve içtihaz mahalli olması iktiza eder. Bu cihet hödüklüğe feda edildiyse orada ne meslek, gelenek ve elbet ne de kültür yürür, sürer, ürer.

Hızlı iken hiç hata yapmak istemezsiniz. Büyük meblağ ve miktarlarda iş yürütürken de hata yapmak istemezsiniz. E o zaman işleri-eşyaları tahrif ve tafsid eden kim? Her bi’şeyin yeri bir zamanı bir edildi. Oysa neyin yeridir, neyin vaktidir idrak edebilmekti yetişkinlik. E o zaman halinizi, vaktinizi hoyratlığa terkeden kim? Tabii ki sizsiniz.

Bir eşyanın ne olduğu ne için olduğu meseleleri ile onun nasıl yapıldığı meseleleri arasındaki ilişki, o ilişki içindeki şahsiyetlerin aklını, afiyetini, akıbetini, ahlakını belli eder. Yani kültürünü. Yani mesleğini. Onu ifsad eden de sizsiniz.

Yalan söylediğini hem sen biliyorsun hem seni işiten. Ama ciddi ve essah imiş telakki ediyorsunuz ikiniz de birbirinizi. İşte artık her ne yapıyorsanız ve yapacaksanız onlar züppeliktir zirzopluktur. Bu rezillik yeni kültür diye okutuluyor her yerde. Yaftanızı kaypaklıktan namuzsuza kadar artık işleyişinize göre hangisi isabet ise o aradan seçebilirsiniz. Akılcık sahiplerinden bazı parlatılmış herifçioğlu uğranılan tahavvülü, tedebbülü şöyle tefsir ediyorlar: “Yapma bilgisinin ustadan çırağa intikali yerine matematik gazaimler telifatına bindirilmesine şahit oluyoruz yenide” diyorlar. Yani yapma bilgisinin “takım-tezgah ehlinden” “epistemik cemaate” terkedilmesi. Bu mudur yani! Onlara göre bu sayede imiş ilerleme, gelişme, geliştirme, cihazlanma. Aksi halde eski usül yapış-tutuş üzre kalınsaymış ilerleyemeyecek imiş insanlar! Soralım şu halde: 1) ilerlemeyi isteyenler kimlerdir 2) hal-i hazır ile kadim arasındaki fark gerilik-ilerilik farkı mı gerçekten? (Beykoz, 02 Şubat 2019)