Uğraşmayın Tapşırın

Uğraşmayın Tapşırın

Mesleğiniz sizin merhamet, şehadet, şeriat müntesibi olduğunuzu tebellür ettiriyor ise, bu; peygamberlerden başkasını efendi, muhsinlerden başkasını veli, mürşitlerden başkasını emre ve bu çağda ise Türkler’den başkasını muttaki bellemediğinizden bellid


Ezvah nedir kabız olmak nedir ayırdına varamayanın endişesine inanmak ahmaklığına batmış, boğulmuş insancıklardan geçilmiyor. Çapsızlığı şecaate seci düşürenlerin revaçta olduğu yerde, onlar tarafından akil ve ehil zevatın tavsiye edilmesi çok iğrenç. Ve bu insanlara milliyeti anlatmak deveyi dokumacı etmekten zahmetli, daha beyhude. Bu insanlar Hacı Bayram’ın niçin “veli”, Yunus’un niçin “emre”, Bahaeddinzade Celaleddin Rumi’nin nasıl olup da “mevlana” [mevlana yani efendimiz(!)] rütbesinde anıldığını hiç düşünmedikleri gibi herhangi meslek erbabımızın niçin bir peygamberi pir edindiğini idrak edebilemezler.

Kendinizi nasıl tapşırdığınızdan daha tesirli olanı kimler tarafından nerede nasıl takdim edildiğinizdir, kim kabul edildiğinizdir. Bütün bir hane, aile, mahalle nüfusu halinde ve giderek şehir, vatan mukimi, meskunu halinde muttakilerden olmaya azmedişe aklı ermeyene, ihtimal vermeyene milliyetin de bir mesleğe intisabın da düşmanı denir. Bu azimkarlık yolunda millet yahut meslek inşa etmiş olmak kimsenin hiçbir ekvanın, mahlukun nasibinde yoktur demek şirktir.

Mesleğiniz sizin merhamet, şehadet, şeriat müntesibi olduğunuzu tebellür ettiriyor ise, bu; peygamberlerden başkasını ezelden beri efendi, muhsinlerden başkasını ezelden beri veli, mürşitlerden başkasını ezelden beri emre ve bu çağda ise Türkler’den başkasını muttaki bellemediğinizden bellidir. Aksi halde o billur(!) mevcudiyetinizi temin edecek ve teyit edecek hiçbir istikamet menşeiniz olmayacaktır. Peki neyiniz olacaktır a!? Ecnabınız, etrafınız, eknafınız elbet. Bunlar da ancak ve ancak ahz u kabzınızdaki türlü türlü mazbatanızdan naşi ve müteşekkildir tabi. Yani mesleğinizle değil celaliler emsal uhdenizdeki herhangi “emr-i şerif” veya “hükm-ü hümayun” sayesinde icra-yı sanat arzediyorsunuz demektir. Hirfetiniz herifçioğlu olmaktan ibarettir tabir-i diğer. Zaten meydan ezmeniz sosyal ve politik bir senetten… zaim, encümen, vekil, mebus, ayan, aza, memur, kayyum, mutemet, mümessil ilahiri emr-i mühür ve emr-i remiz çeşitlerinden bir çeşit mazbata sayesindedir; ehliyete ve liyakate taallukunuz yoktur.

Ellerinde böylesi vesika ve yafta bulunmadıkta hiçlerden birer hiç düşekalan zevata boğdurulan bir cemiyetin neresinden cerhetseniz iltihap akacaktır muhakkak. Çünkü içtimai ve siyasi telakkileri mesleki hirfetlere istinat etmeyen bir cumhurun hali ve encamı başka türlü olabilemez. Birbirlerine makam, mevki, merci ikram edenlerin inhaları da o cumhurun yegane ve en kuvvetli örfü, kanunu, mevzuatı, müfredatı olur çıkar.

Aynıyla hal-i hazır maalesef: bütün intihaplar ve imtihanlar cemiyetin yağmacılar tarafından zabtedilmesine müteveccih/münhasır/müsait mazbata matbaasıdır nicedir.

Tövbe edin. Sırf bu mengeneden-cendereden çıkmak için olsa bile tövbe edin. O zaman kalben göreceksiniz ki mesleğinizin ganimetle değil şahsi ve içtimai haysiyetinizle alakası vardır. Bu alakanın da milliyet-takva dokumasının ilmiği-düğümü olduğunu görebileceksiniz o zaman. Mesleğiniz uğraşmanızı gerektiren bir şey değil beraberinde tanınmanızı ve tanıtmanızı getiren bir şeydir çünkü. (11 Mart 2019)